nedir kimdir

Türk Sinema Tarihi

2008/11/11 – 20:17

1908 yıllarından başlayarak çeşitli kentlerde halka açılan sinema salonları, gösterilerini yabancı uyruklu ve Türkiye’de ki azınlıkların egemenliğinde sürdürürken devreye Cevat Boyer’le Murat Bey’ler girer. Ve Şehzadebaşı’nda Milli Sinema adı verilen “ilk Türk sineması” açılır (19 Mart). Ardından, İstanbul Sultanisi’nde film gösterileri düzenleyen Şakir Seden’le Fuat Uzkınay, Sirkeci’de lokantacılık yapan Ali Efendi’yi (Öztuna) ikna ederek ikinci Türk sinemasının açılmasını sağlarlar (6 Temmuz). Ve sinemaya Ali Efendi adı verilir. Çünkü Ali Efendi, bu kuruluşun asıl büyük hissedarları olup, Şakir ve Kemal Seden kardeşlerin de amcalarıdır.

Yazının Devamını Oku »

Türk dilinin tarihi

2008/10/20 – 16:47

Son 1600 yil içinde diger Türk devletlerinin Avrasya’da, Orta Asya’da, Hindistan’da, Iran’da ve Anadolu’da büyük güçler halinde, önceden hazirliksiz olarak ortaya çikislarinda da tarihi bir anormallik göze çarpar. Tarihçilerin göçebe (nomad) teorisine göre bütün Türk devletleri ve imparatorluklari daima ‘geçici’ kuruluslardi. Türkler memleketlerinde daima ‘yabanci’ idiler. Orta Asya’ya ancak 8. yüzyildan sonra Anadolu’ya da 900 yil önce, 1071 Malazgirt Savasi’ndan sonra gelmislerdir. Diger bütün milletler antik çaglardan beri bugünkü cografyalarinda yasamitlardir. Bilinen tarihi çaglarda, Avrupa’da Almanlar, Anglo-saksonlar, Vikingler, Galyalilar, Latinler, Ispanyollar, Slavlar, Yunanlilar; Asya’da Hintliler ve Çinliler; Orta Dogu’da Farslar, Gürcüler, Araplar, Ibraniler, Misirlilar hep kendi cografyalari içinde veya yakininda yasamislardir. Sadece Türkler bu kuralin disinda kalmislar, yalniz onlar bu hususta bir ‘anomali’ göstermislerdir.

Yazının Devamını Oku »

TÜRK AİLESİNDE ADOLESANLARIN SORUNLARI

2008/09/26 – 07:56

TÜRK AİLESİNDE ADOLESANLARIN SORUNLARI
ÖZET:
T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu adına Makro Araştırma tarafından yapılan bu araştırmada esas olarak Türkiye genelinde, gençlerin sorunları tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma dört ayrı evreni temsil etmek üzere çok aşamalı tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilmiş dört farklı örnek kitleye yüz yüze anket uygulaması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.
Bu dört kitle
 Ergenlerin kendileri
 Öğretmenler
 İşveren, yönetici, ustabaşı
 Ergenlerin anneleridir.
Araştırmanın saha çalışmaları 26 ilde kentsel ve kırsal kesimlerde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları altı bölümde incelenmiştir. Birinci bölümde ergenlerle ilgili profil bilgileri verildikten sonra ikinci bölümde ergenlik sorunları üzerinde durulmaktadır. Üçüncü bölüm ergenin arkadaş ve ailesiyle ilişkileri, dördüncü bölüm ergenin kendisi ile ilgili düşünceleri konularına ayrılmıştır. Beşinci bölümde cinsellik konusu ele alındıktan sonra, ergenlerle yapılan araştırmanın altıncı ve son bölümü olan eğitim ve iletişim konusuna geçilmektedir.
Yazının Devamını Oku »

ÜNLÜ TÜRK MATEMATİKÇİLERİ

2008/09/22 – 20:42


                        ÜNLÜ TÜRK MATEMATİKÇİLERİ

 

 

  ALİ KUŞÇU:

 

 Türk İslam Dünyası astronomi ve matematik alimleri arasında, ortaya koyduğu eserleriyle haklı bir şöhrete sahip Ali Kuşçu, Osmanlı Türkleri’nde, astronominin önde gelen bilgini sayılır. “Batı ve Doğu Bilim dünyası onu 15. yüzyılda yetişen müstesna bir alim olarak tanır.” Öyle ki; müsteşrik W .Barlhold, Ali Kuşcu’yu “On Beşinci Yüzyıl Batlamyos’u” olarak adlan-dırmıştır. Babası, Uluğ Bey’in kuşcu başısı (doğancıbaşı) idi. Kuşçu soyadı babasından gelmektedir. Asıl adı Ali Bin Muhammet’tir. Doğum yeri Mave-raünnehir bölgesi olduğu ileri sürülmüşse de, adı geçen bölgenin hangi şehrinde ve hangi yılda doğduğu kesinlikle bilinmektedir.

Yazının Devamını Oku »

TÜRK HARİTACILIK TARİHİ

2008/09/10 – 21:33

google_dnya_harita1.jpg

Antik çağda ARİSTO, metafizik kitabında geometriyi, yer ölçümü için, jeodeziyi ise yerin bölünmesi anlamında kullanmıştır. Ünlü Alman bilim adamı F. R. HELMERT(1843-1917),1880’de “Jeodezi, yeryüzünün ölçümü ve projeksiyon bilimidir” demiştir. Aynı yıllarda yaşayan Alman astronomu ve matematikçisi H. BRUNS (1838-1919) bu tanıma yerin gravite alanının da ölçülmesini ekleyerek fiziksel jeodezinin de jeodezinin ayrılmaz bir bütünü olduğunu vurgulamıştır. Bu tanıma uygun olarak yine bir başka Alman bilim adamı S. HEİTZ (Doğumu: 1929); “Jeodezi, yeryuvarına ilişkin gözlemlerin elde edilmesi ve bunların fiziksel modele dönüştürülmesidir” şeklinde tanımlamıştır. FIG (Federation İnternationale des Geometres = Uluslar arası haritacılar Birliği) tüzüğünde haritacıların mesleki etkinlikleri olarak “Haritacı, yapılı yada yapısız olan hem yer üstünde hem de yer altında bulunan taşınmazlara ilişkin tüzel ve özel iyeliği dökümleyen, sınırlarını belirleyen, ölçen ve değerlendiren, bu çalışmalarında toprak iyeliğinin yasal kayıtlanması önlemleriyle onunla bağlantılı hakları gözeten bir meslek ilgilisidir. O, bunlardan başka kırsal ve kentsel toprakların kullanılmasını araştırır, planlar ve yönetir. Haritacı sözü edilen konuları ilgilendiren teknik, tüzel, ekonomik, tarımsal ve sosyal bilgileri edinir” diye tanımlamıştır. IAG (İnternational Association of Geodesy = Uluslar arası Jeodezi Birliği) ise 1975 Grenoble ve 1979 Canberra toplantılarında jeodezi için;

Yazının Devamını Oku »

turk tarihinde nevruz

2008/09/06 – 18:08

nevruz111.JPG

TÜRK TARİHİNDE NEVRUZ
Toplumların da bu türden mutluluklarını hatırlayıp; yeni atılımlara yol açmak üzere kutladığı millî, dinî bayramlar ve şenlikler vardır. Türklerin en eski bayramı ise Nevruz’dur. Nevruz, millî’nin dinî ile, dinî’nin millî ile eşit olduğu dönemin bayramıdır.

Yazının Devamını Oku »

TÜKİYE SELÇUKLULARI VE BEYLİKLER DÖNEMİ TÜRK UYGARLIĞI

2008/09/06 – 18:02

rumi-1tr1.jpg

TÜKİYE SELÇUKLULARI VE BEYLİKLER DÖNEMİ TÜRK UYGARLIGI
Tarih boyunca kurulan Türk devletleri, birbirlerin devamı olmuşlardır.Devlet teşkilatı,ordu,yargı,ekonomik hayat,dil sanat anlayışı hemen hemen aynıdır.Tabii ki buyuk değişikliklerde olabilir bun lar iki sepebten gerçekleşir:
Birincisi:Kültürde derin iz bırakan değişimlerdir,özellikle din alanında çok etkileri görülmüştür.Bu etkiler devletin yönetimini etkilemiştir.

Yazının Devamını Oku »

TÜRK ADI

2008/09/06 – 17:59

08yn91.jpg

TÜRK ADI
Türk Milleti’nin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. “Türk” sözü tarihin en eski çağlarından beri kullanılıyordu ve belirli bir kavmin yada kavimler birliğinin adı olarak mevcuttu.
Yazının Devamını Oku »

TÜRK AKIMLARI

2008/09/06 – 17:56

kzkulesifk01.jpg

Garbcilik (Baticilik) Tanzimat’tan sonra devleti kurtarmak ve modernlestirmek yolunda ortaya çikan fikir akimlarindan biri de Garpçiliktir. Fikrin kökenini islahat faaliyetlerinin baslangici ile bütünlestirmek mümkündür. Bu yüzden, I. Mesrutiyet’e gelinceye kadar Batilasma hareketinin önderleri, ya padisahlarin bizzat kendileri ya da onlarin destekledigi devlet adamlaridir. Durum böyle olunca, hareketin kapsami Gülhane Hatt-i Hümayunu gibi hükümdarla tebaa arasindaki münasebetlerin yeni hukuk esaslarina göre ayarlanmasindan ibaret kaldi. Bunun en önemli sebebi de Osmanlilar ve Avrupalilarin karsilikli siyasî ve sosyal münasebetlerinde, inanç ve kültür farkliliginin mevcudiyeti ve Osmanli Müslüman toplumunun kendisini kültürel bakimdan Avrupalilardan üstün saymasiydi.
Yazının Devamını Oku »

TÜRK ASKERİNİN HATAY’A GİRİŞİ

2008/09/06 – 17:52

savarona11.JPG

TÜRK ASKERİNİN HATAY’A GİRİŞİ
4 Temmuz gecesi Antakya’da Amerikan Asırı-Atika Hafriyat Heyeti bizi süvareye davet etmişlerdi. Başkonsolos Karasapan ve Kolonel Collet’de bulunuyordu. Saat 11’de Beyrut, telefonla Collet’ye yarın Türk askerinin Hatay’a geleceğini bildirmiş, o da bizden, buna dair Malümatımızın olup olmadığını sordu. Bizde henüz hiçbir haber yoktu. Biraz sonra başkonsolosa da telgraf geldi. Karasapan’la birlikte süvare’den ayrılaraj sokağa çıktık. Gece yarısı olmasına rağmen haber süratle işitilmiş, herkes evlerinden sokaklara fırlamıştı. Garajlara, otomobillere hücum ediliyordu. Türk askerini hudutta istikbale koşuyorlardı. Genç spor kulübünde bando ile çalınan milli marşlar, evlerden, sokaklardan yükselen sevinç sesleri etrafı inletiyor, şehir ayağa kalmış vaziyette, heyecan halinde dalgalanıyordu. Saat 2’de İskenderun’da Türk konsolos Fethi Denli, yarın Türk askeri geçerken Ermenilerin askere silah atacaklarına dair haber aldığını bildirdi. Hemen İskenderun’a gitmek üzere yola çıktım. Yollarda şimdiden Türk köylülerinin kadın erkek ellerinde çiçeklerle, İskenderun yolu üzerine koşuşmaları insan sevinç, göz yaşları içinde bırakan ulvi manzara teşkil etmekte idi.
Yazının Devamını Oku »

  • sayfa 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >