nedir kimdir

tasavvuf halk edebiyatı

2008/05/15 – 07:10

TEKKE VE TASAVVUF EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ

İLAHİ
……………..

Tanrıyı övmek, ona yakarmak için söylenilen dini şarkılara ilahi denir. Tekke edebiyatında ise din ve ahlakla ilgili şiirler ilahi adıyla tanımlanır. Hem koşma, hem semai biçiminde ve hem hece hem de aruz ölçüsüyle yazılmış şiirlerdir. Hece ölçüsünde 7, 8 ve 11’li kalıplar tercih edilmiştir. İlahi yazarı halk şairleri içinde ilk akla gelen Yunus Emre’dir. Daha sonra Eşrefoğlu Rumi, Niyazi-i Mısrai, Aziz Mahmut Hüdayi, Yunus Emre’nin etkisinde kalarak ilahiler yazmışlardır. Bektaşi ilahilerine “nefes”, Alevi ilahilerine “nefes”, “deme”, “deyiş”, Mevlevi ilahilerine “ayin”, Gülşeni ilahilerine “tapuğ”, Halveti ilahilerine “durak”, diğer tarikatlar da ise cumhur veya ilahi adı verilir. Dörtlüklerle yazılanlarda kafiye düzeni koşmaya, beyitlerle yazılanlarda kafiye düzeni gazele benzer.

Yazının Devamını Oku »

Tasavvuf Üzerine Düşünceler

2008/05/15 – 07:08

TASAVVUF ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Tasavvufta metot önemlidir, aktiflik esastır. Seyr-i sülûk bir mürşidin nezaretinde başlayıp devam eder. Mürşit merkezli bir yapılanma esas olduğundan silsile mevcuttur. Şeyhin belirlediği esaslar doğrultusunda yapılması gereken evrâd u ezkâr vardır; insanlar intisapla bu dünyaya girebilir ve şeyh, zikir ve riyazet gibi unsurlarla makamları aşabilirler. Tasavvufta herkesin yerinin belli olduğu piramide benzer bir yapılanma vardır. Sûfilerin varabilecekleri en son nokta Hakka’l-yakîn derecesidir.

Yazının Devamını Oku »

Tasavvuf ve tarikatlar

2008/05/15 – 07:07

Varolduğu günden beri insanoğlunun en büyük problemi, dünya ve eşya ile ilişki konusundadır. Dünya nimetlerinden istifade ederken sınır ne olacak? insanoğlu dünyayı âbad ederek kendini berbat mı edecek? Yoksa kendini âbâd edip dünyayı ihmâl mi edecek? Yaralanma karşı görevini ifa ederken ve insanlarla İlişkilerinde ölçüsü ne olacak? Bütün dinlerin ve felsefî sistemlerin cevabım aradığı soru genellikle bu noktalarda düğümlenmektedir. İlâhî menşe’li dinler insanın Allah ile, insanlar ile ve eşya İle ilişkisinin itidâl çizgisi üzere olmasını istemiştir. Ama insanoğlu bu itidâl çizgisini çoğu zaman yakalayamamış, ifrat ve tefrite düşmekten kurtulamamıştır.

Yazının Devamını Oku »