nedir kimdir

BÖBREKÜSTÜ BEZLERİ

2009/09/09 – 05:26

adrenal1
Her iki böbreğin üst ucu üzerine külah ya da bir virgül gibi kaplanmış 10 -16 gram ağırlığında iki küçük bez. Bu bezlere tıp dilinde (Glandula suprarenalis) denir. Sağdaki biraz daha küçük olan bu bezlerin dış kısmı kıvamlı ve Yazının Devamını Oku »

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu

2009/09/08 – 23:11

zbk970872rx824_2501
BİRİNCİ BÖLÜM
Fikir ve Sanat Eserleri

A) Tarif:
Madde 1 – Bu Kanuna göre eser; sahibinin hususiyetini taşıyan ve aşağıdaki hükümler uyarınca ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulüdür.
B) Fikir ve sanat eserlerinin çeşitleri:
1 – İlim ve edebiyat eserleri:
Yazının Devamını Oku »

AKÜMÜLATÖR

2009/04/15 – 12:43

akumulator

AKÜMÜLATÖR
Kimyasal enerjinin depo edildiği bir bataryadır. Akümülatörün içindeki kimyasal enerji, istendiği ânda elektrik enerjisi halinde kullanılabilir. Akümülatörler, genel olarak, sülfürik asit eriyiği içine konmuş kurşun ve kurşun peroksit levhalarından yapılır. Bu eriyiğe “elektrolit”, levhalara da “elektrot” denir.

Yazının Devamını Oku »

AKUSTİK

2009/04/08 – 14:19

akustik

AKUSTİ K
Sesin binaların içindeki hareketini, yansıtmasını, emilmesini inceleyen bilim dalına “akustik” denir.
Bina planlarında akustik biliminin gözettiği başlıca amaç, gürültüyü, yani istenilmeyen sesleri en az haddine indirmek, istenen sesleri ise bozulmadan, gereken şiddete dinleyiciye ulaştırmaktır.

Yazının Devamını Oku »

AKROPOLİS

2009/03/13 – 13:55

akropolis_448d553e12b88

AKROPOLİS
Eski Yunanlılar, yeni bir yere yerleşecekleri zaman, savunma kolaylığı olsun diye, çevresindeki   topraklardan   daha   yüksekçe,sarp yamaçlı tepeleri seçmeye dikkat ederlerdi. Zamanla şehir, tepeden eteklerine doğru yayılırdı. İşte bu tepeye, “yukarı şehir” anlamına gelen “akropolis” adı verilirdi. Şehirler büyüyüp gelişmeye başlayınca, akro-polislerin üzerine bir de tapınak inşa etmek gelenek haline geldi. Bugün Akropolis adıyla anılan yer, Yunanistan’daki Atina Akropo-lisi’dir. Bu Akropolis, şehrin içinde, 270 metre yükseklikte bir tepenin üzerinde kurulmuştur. Tepenin üstü 310 m. uzunlukta, 140 m. genişliktedir. Dümdüz sayılacak kadar da engebesizdir. İlk yerleşenler, tepeyi çepeçevre surlarla kuşatarak, burayı âdeta bir kale haline getirmişlerdi. Sonradan gelenler ise, Atina Akropolisi’ni Yunan mimarlık sanatının en güzel eserlerinden biri haline koydular.

Yazının Devamını Oku »

AKNE Nedir

2009/03/08 – 11:43

akne nedir

AKNE
Deride meydana gelen ufak apselerdir. Akne, yağ bezlerinden, ya da kıl diplerinden iltihaplanmayla başlar; daha çok yüzde çıkar. İçindeki îrîn çıktıktan sonra da, çok kez deride izi kalır. Değişik nedenleri vardır, sindirim bozuklukları, hormon dengesizlikleri, ergenlik gibi. Ergenlik çağında meydana gelen akneye “ergenlik” denir.

Yazının Devamını Oku »

AKİF PAŞA

2009/03/04 – 10:36

soru-isareti-karanlik-adam-kim

II.    Mahmut   zamanında    yaşamış   düşünürlerimizdendi Dahiliye Nazırı” (içişleri   bakanı)   un-
vanlarını Akif Paşa almıştır. Yozgat’ta doğdu, öğrenimini doğduğu yerde tamamladıktan sonra, 1814′te İstanbul’a geldi. Divan-ı Hümayun kalemine girdi. Hem büyük yeteneği, hem de Reisülküttap (o zamana kadar dışişleri bakanlığına reisülküttap denirdi) o-lan amcası Mustafa Efendi’nin koruyuculuğu sayesinde, hızla yükseldi. Sırasıyla, Âmet-çi, Beylikçi, en sonunda da Reisülküttap oldu, üç yıl sonra, reîsülküttaplık makamının adı Hariciye Nazırlığı’na çevrilince, Akif Paşa da vezir rütbesiyle, Osmanlı Devleti’nin ilk Hâriciye Nazırı oldu.
Yazının Devamını Oku »

Okyanus AKINTILARI

2009/03/02 – 11:39

okyanus akıntıları

AKINTILAR
Okyanus sularının genel yer değiştirme hareketine, toplu olarak “akıntılar” denir. Kimi okyanus akıntılarının okadar belirli bir yolu vardır ki, kendilerini çevreleyen su-lerdan açık bir şekilde ayırdedilirler. Büyük Okyanus’ta, Atlas Okyanusu’nda ikişer tane muntazam akıntı düzeni vardır. Okyanus a-kıntıları, sıcaklıklarına göre, “sıcak” ve “soğuk” olarak ikiye ayrılırlar. Aktıkları derinliğe göre de, “yüzey akıntıları”, “derin su akıntıları” adı altına sınıflandırılırlar.
Ekvator bölgelerinde ısınan sular Kuzey ve Güney kutuplarına doğru hareket ederler. Kutuplara gelen sular soğuyarak, dibe doğru inerler; bu kez, derin su akıntısı olarak, Ekvatora doğru akmaya başlarlar. Ekvatora gelince ısınarak buharlaşan, harekete geçen sıcak suyun yerini almak üzere, gene yüzeye çıkarlar. Dünyanın kendi çevresindeki dönüşü olmasaydı, akıntılar doğruca Kuzey, ya da Güney kutuplarına “yönelirlerdi. Dünyanın, ekvatorda saatte 1.600 kilometreyi geçen kendî çevresindeki dönüş hızı, akıntıların yönünü değiştirir. Ayrıca, akıntıların yönünde rüzgârların etkisi de büyüktür.
Yazının Devamını Oku »

AKIM Nedir

2009/02/28 – 13:00
fvtres14ch8.jpg

AKIM
Elektrik yükünün madenî bir telden, ya da başka bir iletkenden geçmesine akım denir. Atomların çekirdeği çevresinde dönen elektronlar negatif elektrikle yüklüdür. Bunların bir iletken içinden geçmesi, elektrik akımını oluşturur. Atomların pozitif ve negatif elektrik yükleri birbirleriyle denge halindedir. Ancak, herhangi bir şekilde atomun yapısı bozularak, elektronlar serbest bırakılırsa, pozitif elektrik yüklü bir yere doğru akmaya başlarlar.
Kimi bilginlerin kuramlarına göre, madenlerin serbest elektronları vardır. Bu elektronların bir elektirk alanı aracılığıyla sürüklenmesi elektrik akımını meydana getirir. Modern fizik kuramlarına göre işe, hareket eden elektronlar elektrik dalgalarıyla birlikte bulunurlar. Bu dalgalar saniyede 300.000 kilometreye yakın bir hızla hareket ederler. Oysa, elektronların iletken içindeki hareketleri çok daha yavaştır. ÇünkCT, “direnç” dediğimiz, sürtünmeye benzer bir olay, elektronların hareketine köstek vurur. İletkenin direnci arttıkça, geçen elektron miktarı da azalır. O zaman iletken ısınmaya başlar.
Yazının Devamını Oku »

AKIL

2009/02/27 – 11:43
adanaiskenderun_302371.jpg

AKIL
İnsanın düşünüp, anlayıp tanıma özelliğine akıl denir. Bilimin bütün dallarında da, günlük hayatımızda da, ancak düşünerek, tartarak kararlar verebiliriz, örneğin, bir dâvfda, yargıçlar heyeti her iki tarafın da iddialarını dinler. Kimi tanıkların ifadesinde hiçbir açıklık yoktur. Kimi tanıkların ifadesi ise,  yargıçlar için güçlü deliller sağlar. An-

Yazının Devamını Oku »