nedir kimdir

AKÜMÜLATÖR

2009/04/15 – 12:43

akumulator

AKÜMÜLATÖR
Kimyasal enerjinin depo edildiği bir bataryadır. Akümülatörün içindeki kimyasal enerji, istendiği ânda elektrik enerjisi halinde kullanılabilir. Akümülatörler, genel olarak, sülfürik asit eriyiği içine konmuş kurşun ve kurşun peroksit levhalarından yapılır. Bu eriyiğe “elektrolit”, levhalara da “elektrot” denir.

Yazının Devamını Oku »

AKUSTİK

2009/04/08 – 14:19

akustik

AKUSTİ K
Sesin binaların içindeki hareketini, yansıtmasını, emilmesini inceleyen bilim dalına “akustik” denir.
Bina planlarında akustik biliminin gözettiği başlıca amaç, gürültüyü, yani istenilmeyen sesleri en az haddine indirmek, istenen sesleri ise bozulmadan, gereken şiddete dinleyiciye ulaştırmaktır.

Yazının Devamını Oku »

AKORDEON nedir

2009/03/09 – 11:26

akordeon

Körüklü bir müzik aletidir. Körüğü açıp kapayarak verilen hava, madeni dilciklere çarparak, sesin çıkmasını sağlar. A-kördeon kayışla omuza asılır. Sol el bir yandan körüğü açıp kaparken, gene bu elin parmakları da “bas” adı verilen düğmeciklere basar; sağ elin tuşlara basarak çaldığı melodiye akor tutar. Körük  esası üzerine bir  çalgı yapmak

Yazının Devamını Oku »

AKKOYUNLULAR

2009/03/06 – 10:42

akkoyunhar

AKKOYUNLULAR
AKKOYUNLULAR Doğu Anadolu’da, XV. yüzyılda kurulmuş bir Türk devletidir. Sınırları, en geniş zamanında kuzeyde ve doğuda Kafkasya’dan başlayarak, Hazar Denizi kıyısı boyunca uzanıyor. Horasan’la Sustan Hanlığı’na kadar dayanıyordu. Güney ve güneybatıda ise, Basra Körfezi kıyıları boyunca uzayarak, Mezopotamya’yı da içine alacak biçimde, Fırat Nehri kıyılarını kaplıyordu.
Yazının Devamını Oku »

Okyanus AKINTILARI

2009/03/02 – 11:39

okyanus akıntıları

AKINTILAR
Okyanus sularının genel yer değiştirme hareketine, toplu olarak “akıntılar” denir. Kimi okyanus akıntılarının okadar belirli bir yolu vardır ki, kendilerini çevreleyen su-lerdan açık bir şekilde ayırdedilirler. Büyük Okyanus’ta, Atlas Okyanusu’nda ikişer tane muntazam akıntı düzeni vardır. Okyanus a-kıntıları, sıcaklıklarına göre, “sıcak” ve “soğuk” olarak ikiye ayrılırlar. Aktıkları derinliğe göre de, “yüzey akıntıları”, “derin su akıntıları” adı altına sınıflandırılırlar.
Ekvator bölgelerinde ısınan sular Kuzey ve Güney kutuplarına doğru hareket ederler. Kutuplara gelen sular soğuyarak, dibe doğru inerler; bu kez, derin su akıntısı olarak, Ekvatora doğru akmaya başlarlar. Ekvatora gelince ısınarak buharlaşan, harekete geçen sıcak suyun yerini almak üzere, gene yüzeye çıkarlar. Dünyanın kendi çevresindeki dönüşü olmasaydı, akıntılar doğruca Kuzey, ya da Güney kutuplarına “yönelirlerdi. Dünyanın, ekvatorda saatte 1.600 kilometreyi geçen kendî çevresindeki dönüş hızı, akıntıların yönünü değiştirir. Ayrıca, akıntıların yönünde rüzgârların etkisi de büyüktür.
Yazının Devamını Oku »

AKIM Nedir

2009/02/28 – 13:00
fvtres14ch8.jpg

AKIM
Elektrik yükünün madenî bir telden, ya da başka bir iletkenden geçmesine akım denir. Atomların çekirdeği çevresinde dönen elektronlar negatif elektrikle yüklüdür. Bunların bir iletken içinden geçmesi, elektrik akımını oluşturur. Atomların pozitif ve negatif elektrik yükleri birbirleriyle denge halindedir. Ancak, herhangi bir şekilde atomun yapısı bozularak, elektronlar serbest bırakılırsa, pozitif elektrik yüklü bir yere doğru akmaya başlarlar.
Kimi bilginlerin kuramlarına göre, madenlerin serbest elektronları vardır. Bu elektronların bir elektirk alanı aracılığıyla sürüklenmesi elektrik akımını meydana getirir. Modern fizik kuramlarına göre işe, hareket eden elektronlar elektrik dalgalarıyla birlikte bulunurlar. Bu dalgalar saniyede 300.000 kilometreye yakın bir hızla hareket ederler. Oysa, elektronların iletken içindeki hareketleri çok daha yavaştır. ÇünkCT, “direnç” dediğimiz, sürtünmeye benzer bir olay, elektronların hareketine köstek vurur. İletkenin direnci arttıkça, geçen elektron miktarı da azalır. O zaman iletken ısınmaya başlar.
Yazının Devamını Oku »

AKIL

2009/02/27 – 11:43
adanaiskenderun_302371.jpg

AKIL
İnsanın düşünüp, anlayıp tanıma özelliğine akıl denir. Bilimin bütün dallarında da, günlük hayatımızda da, ancak düşünerek, tartarak kararlar verebiliriz, örneğin, bir dâvfda, yargıçlar heyeti her iki tarafın da iddialarını dinler. Kimi tanıkların ifadesinde hiçbir açıklık yoktur. Kimi tanıkların ifadesi ise,  yargıçlar için güçlü deliller sağlar. An-

Yazının Devamını Oku »

AKHİSAR

2009/02/25 – 19:25

akhisar_merkez_11
AKHİSAR
Ege Bölgesi’nde, Manisa ilinin bir ilçesidir. İ İçe topraklarının doğusunu Manisa’nın Gördes ilçesi, batısını Kırkağaç, Soma, kuzeyini Balıkesir ilinin Sındırgı ilçesi, güneyini Manisa’nın Turgutlu, Saruhanlı ilçesinin sınırları çevreler. Merkez bucağı dışında, 2 bucağı, 94 köyü vardır. Yüzölçümü: 1980 km.2
Nüfusu: 142.850 (1980)

Yazının Devamını Oku »

AKHİLLEUS (Asil)

2009/02/24 – 11:24

troyson1

Yunan  mitolojisinin en önemli kahramanlarından biridir. Deniz perilerinden Thetıs île Myrmidonlar’ın Kralı Peleus’un oğludur. (Efsaneye göre, Myrmidonlar, karıncadan insana dönüşmüş yaratıklardır). Sonradan, Ak-hilleus da, babasının yerine Myrmidon kralı olmuştur.
Yazının Devamını Oku »

TELEVİZYONUN İCADI

2009/02/19 – 01:03
televizyon1.jpg

TELEVİZYONUN İCADI
İskoçyalı John Logie BAIRD, 1920’lerde “Baird Çorapaltı Çorap” icadının (çorabın altına giyilen bu çorabın ne işe yaradığı hiçbir zaman anlaşılamadı) patentini almak için uğraşırken aklına görüntü ve sesi elektronik olarak bir yerden bir yere aktarma fikri gelir. Aldığı “Yok artık, daha da neler” tepkilerine, dönemin zor şartlarına ve parasızlığa rağmen hiç yılmadan çalışır. İlk yaptığı model, şimdiki televizyonlara pek benzemez: Birkaç dikiş iğnesi, birkaç şapka kutusu, büyükçe bir bisküvi tenekesi, bir bisiklet lambası ve biraz mühür mumu. Ortaya çıkan alet Baird’in tam olarak istediği şey değildir, ama bir sonraki aşama için önemli bir deneyim olur. Durumdan fena halde heyecanlanan Baird teknolojik imkanların daha elverişli olduğu Soho’ya yerleşir ve içi garip hurda ve ıvır zıvırla dolu olan ilk ciddi laboratuvarını kurar.

Yazının Devamını Oku »

  • sayfa 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >