nedir kimdir

Âdil Bir insan

2009/09/07 – 21:22

adil insan
Âdil Bir insan
Hz. Ali dünyaya hiç önem vermezdi. Varını, yoğunu fakir fukaraya dağıtırdı. Son derecede âdil bir insandı. Dâvalarda, anlaşmazlıklarda verdiği hükümler, hiç tartışmasız kabul edilirdi, islâm inanışına göre, Cennet’e gireceği muhakkak olan 10 kişiden biri de, Hz. Ali’dir.
Gene islâm inanışına göre, Hz. Ali veli sayılır. Bu ayrıcalık, onun Hz. Muhammed’ den ayrı olarak yorumlanmasına yol açmıştır. Şiilik de bu inanıştan doğmuştur. Şiiler Hz. Ali’ye velilik, imamlık, mücahitlik sıfatlarını yakıştırırlar, özellikle imamlık Hz. Ali’nin en belirli sıfatıdır. Şiiler’e göre, Hz. Muhammed, Hudeybiye Savaşı’ndan dönerken, “Ben kimin efendisi isem, Ali de onun efendisidir” demiştir. Şiiler’in Hz. Ali’ye bağlılıkları, zaman zaman onu tanrılaştırmaya kadar varmıştır. Şiiler’in inanışına göre Hz. Peygamber, Veda Haccı’ndan dönüşünde, halifeliği Hz, Ali’ye vermiştir, ibni Sebe, Ali’ye tanrılık sıfatını yakıştırınca, Ali onu hemen yanından uzaklaştırmıştır. Kendisi için bu inancı besleyen öbür kimseleri de, Kûfe’de ateşe attırmıştır (Bk. Alevilik).

Yazının Devamını Oku »

AHLAK nedir

2009/01/23 – 22:54

AHLAK
İnsandaki manevî değerlere, davranışlara denir. Ahlâk, felsefenin başlıca kollarından biridir. Bu konuda, “İyi”, “Kötü” kavramları üzerindeki değer hükümleri işlenmiştir.
Ahlâk felsefesi birtakım “norm’Mar (kurallar) ortaya koyar; ne gibi davranışların ahlâkî sayılabileceğini inceler. İnsan başka insanlarla bir arada yaşamaktadır. Böyle olduğuna göre, insanın öyle bir hayat tarzı olmalıdır ki, başkalarının da yaşamasına imkân versin. Ahlâk felsefesinde başlıca iki ayrı görüş vardır: Bunlardan biri, ahlâkî davranışlarda özgürlükten yanadır; öbürü ise gerekirciliğe (determinizme) eğilimlidir. XIX. yüzyılda, Amerikan filozofu VVilliam James -ile Fransız filozofu Henry Bergson, özgürlüğü temel olarak aldılar. Bunlara göre, hayat hiçbir şekilde kayıtlara, şartlara bağlı bir düzen değildir. Çünkü, hayatta sürekli bir yenilenmeye ihtiyaç vardır. Gerekirciler (deterministler) ise, çeşitli sorumlulukların manevi etkisi altında olduğumuzu, bu yüzden de, davranışlarımızda hiçbir zaman tam anlamıyla özgür olamayacağımızı ileri sürerler.
Yazının Devamını Oku »

ADENAUER, Konrad (1876-1964)

2009/01/01 – 23:59

İkinci Dünya savaşı’ndan sonra, dünya politikasında ün kazanmış bir Alman siyaset adamıdır. Prusya’ lı yoksul bir ailenin evlâdıydı. Bu nedenle, ailesinjn desteği olmaksızın, kendi kendisini yetiştirmiştir. Çeşitli
Adenauer işlerde çalışarak» Yazının Devamını Oku »

ADALET BAKANLIĞI KURULUŞU KAPSAMI GÖREVLERİ

2008/12/31 – 04:00

ADALET BAKANLIĞI
Devletin adalet işlerini, bu işlerle görevli organları yöneten bakanlıktır. Yurdumuzda Batı anlayışına uygun bir adliye teşkilâtı ancak Tanzimat’tan sonra kurulmuştur. Daha önce de adalet işleri dikkatle, titizlikle yürütülmüşse de, örgütlenmemiştir. “Adalet mülkün temelidir” ilkesi Fatih’in İstanbul’u fethinden sonra, bütün ülkede yer etmişti.
Yazının Devamını Oku »

ADALET NEDİR

2008/12/31 – 03:00

İnsanların haklarına saygı göstermeye, herkesi eşit tutmaya, hakkını vermeye “adalet11 denir. Adalet insan topluluklarının temelidir. Adaletin görevi, insanların birbirine yaptıkları haksızlıkları düzeltmeye çalışmaktır. Her ülkede, adaleti yerine getiren devlet örgütleri, Yazının Devamını Oku »

ADAK NEDİR

2008/12/30 – 23:59

ADAK
Bir dileğin yerine gelmesi, ya da bir korkunun giderilmesi kaygısıyla, Tanrı’ya karşı yapılan vaattir. Tanrı’ya bir şey adama geleneği çok eskidir. En ilkel dinlerden, en gelişmiş dinlere kadar, hemen hepsinde adak adama âdeti vardır, ilk inanışlara göre, insanların kaderi yalnız tanrıların elindeydi; bu yüzden, tanrıların gözüne girmek, ya da kötülüklerinden korunmak gerektiğine inanılırdı. Bunun için de, insanın çok sevdiği birtakım şeyleri tanrılara feda etmesi gerekli sayılırdı. Bu uğurda, gerekirse hayvan, insan, hattâ öz evlâtlar bile kurban edilebilirdi. Yazının Devamını Oku »

ADAK NEDİR

2008/12/30 – 00:00

ADAK
Bir dileğin yerine gelmesi, ya da bir korkunun giderilmesi kaygısıyla, Tanrı’ya karşı yapılan vaattir. Tanrı’ya bir şey adama geleneği çok eskidir. En ilkel dinlerden, en gelişmiş dinlere kadar, hemen hepsinde adak adama âdeti vardır, ilk inanışlara göre, insanların kaderi yalnız tanrıların elindeydi;bu yüzden, tanrıların gözüne girmek, ya da kötülüklerinden korunmak gerektiğine inanılırdı. Bunun için de, insanın çok sevdiği birtakım şeyleri tanrılara feda etmesi gerekli sayılırdı. Bu uğurda, gerekirse hayvan, insan, hattâ öz evlâtlar bile kurban edilebilirdi. Yazının Devamını Oku »