AKÇE

AKÇE
Osmanlılar devrinde gümüş paraya akçe denirdi. Osmanlı Türkleri, kendilerinden önce yaşarmş devletlerin kullandıkları dirhem dinar birimini kabul etmeyerek, kendi bastıkları gümüş paraya “Akçe-i Osmani” adını vermişlerdir. İsfahan Selçuklularında da, “akçe” adı altında para basılmıştır.
Akçe önceleri altı kırat ağırlığında idiyse de, sonraları bu miktar daha da düşürülmüştür. XX. yüzyılın başlarına kadar para birimleri şöyleydi: 1 kuruş == 10 para, 1 para = 3 akçe, 1 akçe — 3 pul. Kuruş para birimi olmadan önce, birim görevini akçe görüyordu. 30.000 akçeye “1 kîse” (kese) denirdi. Kese de, akçe sayısı bakımından değişikliğe uğramış, zaman zaman 20.000, 50.000, hattâ 80.000 akçe 1 kese sayılmıştır.
Akçe sözü doğrudan doğruya para anlamında da kullanılmıştır. “Kalp akçe”, “geçer akçe”, “ak akçe”, “çürük akçe”, “çil akçe” gibi. Bu arada, akçeyle ilgili, çok kullanılan bir de atalar sözü vardır: “Ak akçe kara gün içindir.”
