nedir kimdir

ABDÜLAZİZ

2008/12/24 – 15:31

ABDÜLAZİZ

Osmanlı padişahlarının otuzikincisidir. il Mahmut’un Pertevniyal Sultan’dan dünyaya gelen oğludur. İstanbul’da doğdu. Ağabey’si Abdülmecit’in ölümü üzerine tahta çıktı (1681). İyi bir eğitim görmemiştir. Veliahtlığı sırasında, güreş, horoz dövüşü, av, cirit gibi sporlara düşkünlüğüyle tanınmıştır. İriyarı, heybetli bir adamdı. İlk zamanlar halk arasında çok sevilmişti. Tahta çıkar çıkmaz, Karadağ, EflâkBuğdan, Sırbistan, Girit sorunlarıyla karşı karşıya kaldı. Osmanlı orduları Karadağ’lıları yenince, durum azçok düzeldi. EflâkBuğdan sorunu da, yeni seçilen prensin İstanbul’a çağrılıp, kendisine taviz verilmesiyle kapatıldı. Sırbistan işi ise, uzun görüşmelerden sonra, Belgrad’ın Sırbistan’a bırakılmasıyla sonuca bağlandı. Yıllardır süren Girit isyanlarının yanısıra, bir de Yunanistan’ın Girit’i kendi topraklarına katmaya kalkışması yeni yeni sorunların ortaya çıkmasına yol açtı. Hariciye Nâzın (Dış İşleri Bakanı) Ali Paşa, bizzat Girit’e giderek, adaya birtakım ayrıcalıklar tanıdı Yunanlılar’la görüşmeler yaptı. Avrupa devletleriyle yapılan görüşmelerin sonunda, Osmanlılar’m hakli olduğu anlaşıldı. Böylece, Girit sorunu da bir süre içjn kendiliğinden yatışmış oldu.

Balkanlar’da bu olaylar oladursun, beri yanda Mısır Valisi İsmail Paşa da, yeni ayrıcalıklar koparmaya uğraşıyordu. İstediklerinden bir kısmını koparmayı başardı da. Hidivliğin babadan oğula geçmesi, valilere Hıdiv unvanı verilmesi de bu ayrıcalıklar arasındaydı. Bunun üzerine, veraset hakkını büsbütün kaybeden Mısır veliahdı Mustafa Fâzıl Paşa Paris’e kaçmak zorunda kaldı. Orada, memleketin özgürlüğe kavuşması için çalışan gençleri Yeni Osmanlılar adı altında çevresine topladı. Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi de bu gençler arasındaydı.

Abdülâziz, 1867 yılında III. Napoleonun kendisini Fransa’ya davet etmesi üzerine, deniz yoluyla Paris’e gitti. Oradan da Londra’ ya geçti; Prusya’ya, Avusturya’ya da uğradıktan sonra, Varna üzerinden İstanbul’a döndü. Bu yolculukta veliaht Murat, şehzade Abdülhamit, Yusuf İzzettin efendilerle o devrin hariciye nazırı Fuat Paşa da padişaha eşlik etmişlerdi. Bir süre sonra, Fransa İ mparatoriçesi Eugenie de İmparator adına Abdülâziz’in ziyaretini iade etmek üzere İstanbul’a geldi. Bîr süre İstanbul’da kaldıktan sonra, Süveyş Kanaiı’nın açılış töreninde bulunmak üzere Mısır’a gitti. Gene bu sıralarda, Avusturya İmparatoru Franz Josef de, Sultan’ın Viyana ziyaretini iade etmek üzere, İstanbul’a geldi.

1870 Savaşı’nda Fransa yenik düşünce, Rusya Paris antlaşması hükümlerini bozma fırsatını bulmuş oldu. Londra Konferansı’ nın sonunda, Karadeniz’de serbestçe dolaşma ayrıcalığını elde etti. O sıralarda, General İgnatiev de, Rus elçisi olarak, İstanbul’a gelmişti. İgnatiev Balkanlar’daki Panislavizm (Slav Birliği) propagandasının baş yöneticisiydi. Sadrazam Âli Paşa bir yandan gitgide baskısını artıran dış olaylarla uğraşıyor, bir yandan Abdülâziz’in aman vermez yönetimini yumuşatmaya çalışıyor, bir yandan da padişahın devlet hazinesini har vurup harman savurmasına engel olmanın yollarını araştırıyordu. Âli Paşa’nın 1871′de ölmesiyle, Tanzimat Devri, Fuat Paşa’dan sonra son büyük adamını da kaybetmiş oldu. Âli Paşa’ dan sonra, Mahmut Nedim Paşa sadrazamlığa getirildi.Yeni sadrazam, bilerek ya da bilmeyerek, Ruslar’ın Panislavizm siyasetine hizmet etmeye başladı. Bir yandan da, padişahın her isteğine boyun eğiyor, amansız yönetimine de, gereksiz harcamalarına da göz yumuyordu. Halk arasında sadrazam aleyhinde söylendiler dolaşmaya başlamıştı. En sonunda, bu söylentiler padişahın da kulağına gitti; Mahmut Nedim Paşa’yı sadrazamlıktan azlederek, yerine Mithat Paşa’yı getirdiyse de, bir süre sonra Mahmut Nedim Paşa yeniden sadrazam oldu. Devlet borçları 250 milyon altını bulmuştu; hazine İflas durumundaydı. Bosnahersek’te, Bulgaristan’da ayaklanmalar başgöstermeye başladı. Rusya, bunu fırsat bilerek, Bulgaristan’ı savunmak bahanesiyle işe karışmaya kalkıştı. O sıralarda, İstanbul’ da bir de softalar nümayişi olunca, iş büsbütün çığırından çıktı. Padişah Mahmut Nedim Paşa’yı bir kez daha azlederek, yerine Mütercim Rüştü Paşa’yı getirdi. Bu sırada, Harbiye Nazırı (Milli Savunma Bakanı) Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa, Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı) Ahmet Paşa, Sadrazam ve Şeyhülislâm aralarında gizlice anlaşarak, Abdülâziz’i tahttan indirmeye karar verdiler. 29-30 mayıs gecesi saray çepeçevre askerle sarıldı. Abdülâziz tahttan indirilip, yerine Murat geçirildi. Bu olaydan altı gün sonra da, Abdülâziz bilek damarlarını keserek kendini öldürdü.

Abdülâziz’in saltanatı onbeş yıl sürmüştür. Saltanatının ilk yarısı, Âli Paşa’nın yerinde yönetimi sayesinde, oldukça iyi geçmiştir. Âli Paşa’nın ölümünden sonra ise, devletin yönetimi bir keşmekeş haline geldi; zorbalık, israf aldı yürüdü. Abdülmecit zamanında ilân edilip yürürlüğe giren Tanzimat Kanunu’na aykırı olarak, yargılanmadan hapis, sürgün cezaları gene verilmeye başladı. Bununla birlikte, Abdülâziz zamanında İ mparatorluk Donanması en kuvvetli donanmalar arasına girmeyi başarmıştır. Ayrıca, ordunun silahlandırılması konusunda da, yabana atılmayacak çabalar harcanmıştır. Bundan

başka, Cemiyet-i Tıbiye, Cemiyet-i Tedrisiye-i İslâmiye ve daha birkaç okul da, gene Abdülâziz zamanında kurulmuştur. Bibliyografya:

Devr-i Sultan Abdülâziz (Ahmet Mithat, 1923), SuJtan Aziz’in Hal’i ve İntiharı (Tevfik Nurettin, 1907), Sultan Aziz Devri (Hü¬seyin Hıfzı, 1908) Sultan Aziz’in Şahade¬tine Asıl Sebep Ne İdi? (Reşit İbrahim, 1915), Sultan Abdülâziz Nasıl Hal’edildi, Nasıl İntihar Etti? (Arif Oruç, 1927), Sultan Aziz’in Pehlivanlıkları (Sami Karayel, 1942), Sultan Aziz’in Mısır ve Avrupa Seyahati (A. Kemali Aksüt, 1944), Sultan Aziz; Hususi Siyasi Hayatı, Devri ve ölümü (Haluk Y. Şehsuvaroğlu, 1949)

Yorum yapın

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Please note: Comment moderation is enabled and may delay your comment. There is no need to resubmit your comment.